Kısa cevap: Velayet davası sürecinde bir ebeveynin diğerine yönelik çocuğun istismarına ilişkin bir iddiada bulunması hâlinde, bu iddia önce çocuk izlem merkezleri ve uzman pedagog/psikologlar aracılığıyla 5395 sayılı Kanun’daki tek seferlik dinleme ilkesine uygun şekilde titizlikle değerlendirilir; iddianın soruşturma sonucunda asılsız veya delilsiz bulunması hâlinde, isnat edilen ebeveynin hem ceza hem de velayet süreçlerinde savunma hakları bulunur.
“Velayet davası sürerken eski eşim çocuğumuzla ilgili asılsız bir istismar iddiasında bulundu, ne yapmalıyım?” sorusu, aile içi uyuşmazlıkların en hassas boyutlarından birini oluşturur. Bu yazıda bu sürecin nasıl işlediğini açıklıyoruz.
Yazıda anlatılanlar genel bilgilendirme amaçlıdır; somut dosyanıza özgü bir değerlendirme için bize ulaşabilirsiniz.
Bu Tür İddialar Nasıl Soruşturulur?
Çocuğa yönelik istismar iddiaları, önce ilgili çocuk izlem merkezi (ÇİM) bünyesinde uzman pedagog, psikolog ve hekimlerden oluşan bir ekip tarafından, çocuğun tekrar tekrar ifade vermek zorunda kalmasını önleyen tek seferlik görüşme ilkesiyle değerlendirilir. Bu uzman değerlendirmesi, iddianın somut bir dayanağı olup olmadığının belirlenmesinde belirleyici bir rol oynar ve sürecin en hassas, en profesyonel aşamasıdır.
İddia Asılsız Bulunursa Ne Olur?
Kısa Cevap: Soruşturma sonucunda iddianın somut bir dayanağı olmadığı ve kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi hâlinde, isnat edilen ebeveyn hem bu kararı velayet davasında delil olarak sunabilir hem de iddiayı ortaya atan tarafa karşı iftira suçundan (TCK 267) şikâyette bulunma hakkına sahiptir; ancak bu hak, sürecin başında değil, soruşturma sonuçlandıktan sonra kullanılabilir.

| Aşama | Açıklama |
|---|---|
| İlk değerlendirme | Çocuk izlem merkezinde uzman ekip tarafından yapılır |
| Kovuşturmaya yer olmadığı kararı | Velayet davasında delil olarak sunulabilir |
| İftira şikâyeti | Soruşturma sonuçlandıktan sonra mümkündür |
Bu Süreçte Nelere Dikkat Edilmelidir?
Bu tür iddiaların doğası gereği son derece hassas olması nedeniyle, isnat edilen ebeveynin süreç boyunca çocukla iletişimini kesintiye uğratmadan, ancak mahkeme ve uzmanların yönlendirmelerine tam uyum göstererek hareket etmesi önemlidir. Sürecin bir aile hukuku avukatı ve bir ceza avukatıyla koordineli şekilde takip edilmesi, hem çocuğun hem de tarafların haklarının korunması açısından önerilir.
Sonuç ve Değerlendirme
Velayet davası sürecinde ortaya çıkan bir istismar iddiası, her şeyden önce çocuğun güvenliği gözetilerek uzmanlarca titizlikle değerlendirilmesi gereken bir konudur. İddianın asılsız bulunması hâlinde ise isnat edilen tarafın da hem velayet hem ceza süreçlerinde hakları bulunur.
Bu tür iddialar kim tarafından değerlendirilir?
Çocuk izlem merkezinde uzman pedagog, psikolog ve hekimlerden oluşan bir ekip tarafından değerlendirilir.
Çocuk kaç kez ifade verir?
5395 sayılı Kanun uyarınca kural olarak tek seferlik dinleme ilkesi uygulanır.
Asılsız bulunan iddia için iftira şikâyeti hemen yapılabilir mi?
Hayır, bu hak soruşturma sonuçlandıktan sonra kullanılabilir.
Bu süreç velayet davasını durdurur mu?
Genellikle etkiler ancak mahkeme somut duruma göre değerlendirir.
Ne yapmalıyım?
Süreci bir aile hukuku ve ceza avukatıyla koordineli şekilde takip edin.
Büromuz Hakkında
Cinsel Suçlar Avukatı olarak, velayet uyuşmazlıklarında ortaya çıkan istismar iddialarının hem çocuğun güvenliği hem de tarafların hakları gözetilerek doğru yönetilmesine odaklanıyoruz. Bu içerik yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır.
Hukuki Sorumluluk Reddi
Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup güncel mevzuat ve yerleşik hukuki uygulama esas alınarak kaleme alınmıştır. İçerikteki değerlendirmeler, somut olayın kendine özgü koşullarına göre farklılık gösterebilecek genel açıklamalardır; hiçbir şekilde hukuki tavsiye niteliği taşımaz ve avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz. Bir cinsel suç isnadıyla karşı karşıyaysanız, ifade vermeden önce alanında yetkili bir ceza avukatına danışmanız ve susma hakkınız ile müdafi yardımından yararlanma hakkınızı kullanmanız önerilir.
İlgili mevzuat: 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu.